Masiva

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Le Moulin

Sesli ihtişam rüzgarı.
Durmaksızın yağan yağmur.
The White Birch'in kafa karıştırıcı Breathe melodisi, hafızam kalbim duygularım anılarım yaşantım hepsi birbirine girmiş durumda. 

Anlam çıkaramadığım kelimelerin ait olduğu şarkıların sana çıktığı vakitlerdeyim. İsimsiz Kral yeniden yokluğun ve varlığın arasında ki çizgideyim. Görmeden duymadan hissediyor kalbim varlığını.

Geldiğinde gözlerinden tanıyacak kadar aittir ruhun bana. Ve çok sevecek, merkezinde yaşayacaksın kalbimin..

''Ellerimi öpecek kadar seven bir adam diyorum, yeri geldiğinde tütün kokan yeri geldiğinde toprak kokusu yerleşmiş ellerimi öpecek bir adam.. Sarıldığında kemiklerim utancından seslenecek bir adam, kalp atışının ritmini benim ile aynı anda duyabileceğim adam...

Çok sevecek mesela, zoru sever gibi, siyahın içinde ki beyaz gibi, ürkeklikle, erkeksi bir güdüyle sevmeli.. Belki de ancak böyle inanacağım varlığına'' 

Antonie de Saint- Exupery'nin Küçük prens hikayesinde verdiği sır ile tanıyacağım seni. Yüreğimle göreceğim geldiğini. 

Geldiğinde beraber otobüsün penceresinden yol kenarında ki insanları sayacağız, kumsala oturup güneşin doğuşunu izleyecek dolunayda uçuşan ateş böceklerini kovalayacağız. Bir gece yarısı dans edicez deli gibi veyahut vakitsiz, zamanın varlığını farketmeden insanları bir bir yok ederek zihnimizde amansızca bir nota bir melodi olmadan dans edeceğiz. Sadece ikimizin duyacağı notalarını ikimizin oluşturduğu melodimiz çalıcak. Yağmurda ıslanıcaz soğuktan titrercesine ama yanan kalbimizden hissetmeyerek. Dünyanın en güzel kızı hissedicem yanında, gözlerimin için gülücek yokken huzursuz mutsuz olucam. Bir çocuk kadar saf ve temiz olucaz, bir çocuk gibi saatlerce eğlenicez yorgun düşüp çimenlerde uyuya kalana kadar koşucaz. Mezun olduğumuz gün diplomamızı alıp koşucaz. 'Hayatla dalga geçiyoruz' diyeceğiz herkese koşarkende. Mezuniyet keplerimizi ardımızdan atıp cüppeyi ilk gördüğümüze verip deli gibi bağırıcaz boş bir sokakta. Bir taşın üstüne çıkıp avazımızın çıktığı kadar şarkı söylücez beraber. Ve biz yaşıcaz sevgilim, seninle hayatı yaşıcaz.

Hayatımızın sonuna kadar tüm enerjimizi kusursuzca harcayacağız. Bilirsin en büyük hayalim seninle dünyayı gezmek. Her sene bir ülkeye gideceğiz evlendiğimizde. Bir günlüğüne bile olsa her sene bir ülkeye gidip yaşlandığımızda dünya turunu tamamlamış olacağız. Lyon köprüsünde Edith Piaf eşliğinde dans edip, Venedikte CIbelle dinleyerek tekne turu yapacağız. Ve ömrümüzün sonunda aşkımızı hep yaşatacak olan 3. kitabımı yazacağım. Yaşadığımız her güzel anıyı unutmayacağım ve hepsini biz yaşamlarımızı yitirsek bile asla bitmeyecek asla unutulmayacak birer hatıraya çevireceğim. 


Ve biliyorsun seni hep çok seveceğim.. 


12 Nisan 2015 Pazar

Ryu - From The Beginning Until Now

Nairi, sevgilim, özlemim.



You will never come back to me and you can’t do it,
please stop doing so, you comfort me like this..

If I can’t see you again, I really wanna forget..
all about you that hold me

Whenever I wanna laugh, you make me cry..
You keep me from doing even one thing as I want..
Whenever I miss you, I break down like this.
Even though I try to forget, I cannot do it..


I didn’t realize loving one is so hard like this


Seni özledim huzurum.

İnciten nağmeler

''Bazen düşünüyorum da neleri geri teptik acaba istemeden? Mesela otobüse binmek yerine yürüyerek gitseydik gitmek istediğimiz yere, her şey farklı olur muydu? Bir sokakta yerleri inceleyerek yürümek yerine, başımız dimdik yürüseydik hayatımızın aşkı döner miydi köşedeki sokaktan? Kestirmeden gitmek yerine, uzun sokakta sallana sallana yürüseydik, her gece “keşke bir kez daha görsem” dediğimiz insanı görür müydük? Hatta birbirimize selam verip, eskiyi yâd edip ince sızılı bir mutluluk yaşar mıydık? Çekindiğimiz için bir şey soramadığımızda, kaç şeyi ittik kendimizden? Cesaret edip “seviyorum ulan” diyemediğimiz için mi sevdiğimiz insanlar hep başkalarının oldu? Hep aynı yolu tercih ettiğimiz için mi bu kadar dümdüz gidiyor hayatımız? Bilmiyoruz ve asla bilemeyeceğiz.
 Çünkü her zaman iki seçenek vardır önümüzde ve her zaman yalnız birini seçebiliriz aynı dakikalar içinde. Ne yazık ki, bu uzun yolculukta sağ camın yanına oturduğumuzda, sol camdan geçen şeyleri göremeyeceğiz. Başımızı sola çevirsek, sağ taraftakileri kaybedeceğiz. Biliyor musunuz, sanırım biz hep kaybedeceğiz.''

23 Mart 2015 Pazartesi

Heart on ice

Genellemelerin gerisine yüklenmiş hayaller.
Uykusuzluk ile çöken mutsuzluk.
Beyaz saatin kordon kedisinin alakasız muhteşem gözleri. 
1..
2...
3.. 
Ups! 
 Zaman akıyor. 

En temasız zaman konulu grafikleri aşan göstergeler ve saat tiktakları. İhtişam. 

Bunalım zamanlarım. 3 yanı umutlarla kaplı olan yüreğim bu zamanda bin bir yandan umut sarfediyor.

Hayal eksikliklerinden kaynaklanan karışık iç dünya. 

Arada ikilemde kalan güçsüz duygu parçacıklarım. Sürüklenen, hırpalanan bedbaht mahlukatlar tarafından yıllardır eziyet gören kalbim. 

Selam olsun.

Kelime anlamının kendine ait olmayan bir mülkiyeti izinsizce alıkoyma olan hırsızlık sadece gözle görünür nesnelerde mi iş görür?

Çalınan materyalden ibaretse; kalbim? Hayallerim? Umutlarım? Hatıralarım? 

Herkes hırsız mı? Gerçek ne?

Yerçekimine karşı gelemeyen göz torbalarım.. Uykunun pençesince ele geçirilmiş ruhum. 

Soğuk olan bu aralar sadece odam değil.
''Rafta olan ve kutuplara hapsolmuş duygularım.'' 
Kalbimin en derinlerinde oluşan yangın kendi ateşlerinden buza dönüşüyor. 

Korkuyorum.

19 Mart 2015 Perşembe

당신 을 누락

Uzaklığına yazılar yazıyorum. Seni konuşuyorum gecelere. Özlemin, yokluğun derinlerime işliyor. İçtiğim her kadehde senin yarım bıraktığın boşluğu tamamlamak isterken diğer yarımım da eriyor. Kavruluyor.
Geldiğin gün yüzümde yeniden kelebekler açıcak, solan güneşim eksik kalan yanım yeniden tamamlanıcak.Sen geldiğinde yeniden ''The Classic- Magic Castle' olucak tüm melodiler. Atlas Arel yeniden mutlu olucak. Anılarımın her köşesinde yer almış varlık gel artık. En sevdiğimiz diziyi izlerken seni andım her saniyesinde. Tekrar tekrar izledim her sahnesini. Seni özledim.
Bu yaşta bıkılır mı herşeyden? En çokta bu yaşta bıkılır. Sensizlikten yokluğundan eksik
kalan yarımdan. . Çık gel duy sesimi.

''Fransa Lyons Köprüsü- Edith Piaf La vie en Rose, Gece 24.00 Suları''

13 Mart 2015 Cuma

Uçmayan Kelebekler

Anılar, vücuda nüfus etmiş kalbe işleyen hatıralar.
Acılarımın gerisinde kalıyor gibi. 
Her birini unutmak istemeyecek kadar seviyor her birinin acısına katlanıyordum.
Eksik notaların fazlalığında kayboluyordu gülüşlerim. Hatırlamak istiyorken her biri yavaşca siliniyor yerine sadece acı kalıyordu.

Evet zaman geçiyor, evet zaman geride kalıyordu. 
Ardımda bıraktığım masumiyetini gülüşünü kokunu öyle çok özlüyordum ki çektiğim acının yamacına sığınıyordu hep.
Bugün dumandan bir harap bölgesi kalbim. 
Parçalanmış yanmış kül olmuş toparlanması güç harabe yığını. 
Küçücük bedenin, gün geçtikce büyüyen yaşın ve hiç birinde yer almayacak olduğum anıların, her biri güzellikle dolsun dünyalar güzeli kız çocuğu. 
Masumiyetinle geçsin zaman. Cennetin kokusunu üstünde hisseden ben, yokluğunda cehennemi yaşıyorum masum meleğim. 
İleride, çok ileride bu yazıya denk gelsende bilmeyeceksin sana yazdığımı. 
Hatırlamayacağın kadar uzağındayım ve benim göremeyeceğim kadar uzaksın. 
Ah cennet kokulum ..
Özlemin kalbimde tütüyor tüm vücuduma işliyor.
Ve zaman geçsede sen benim gördüğüm göreceğim en masum kız çocuğu olarak kalacaksın. En saf meleğim...

Varlığına şükrettiğiniz insanlar çok uzaklardaysa eğer sizin için sadece beklemek kalıyor geriye.
Bekliyorum sabrediyorum sen için. 
Sana anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki. Çabuk gel olur mu? Yarımım ben artık. Çık gel hadi. I miss you'nun o en sevdiğimiz melodisi bile sen yokken anlamsız. 
Bomboş. 
Hatıralarım seninle doldu hayatıma sen doldun. 
Yokken yarımım eksiğim .Yaşamına tanık olmam bile bir lütuf iken sensizlik acının daniskası oluyor kalbimde. Çık gel her neredeysen. 
Yokluğunu hayatımın her bir zerresinde hissederken kızmalı mıyım. 
Ben hâlâ seni bekliyorum. en uzun acılarımın efendisi.
Güvende değilim huzursuzum yarımım eksiğim.
Aldığın dantel etekli bebek yerine sana sarılmak istiyorum. 
Üzüldüğümde geride bıraktığın insanların yükünü taşırken yorulduğumda seninle huzur bulmak istiyorum.
Bıraktığın parfumünle değil...

Özlemlerin duygularım öyle ağır ki taşıyamıyorum. Üç özlemimi anlattım bir yazımda. 
Üç kişiye olan özlemim. Üçüde gidişinde beni yaktı, hâlâ yanıyorum. 
Varlığıyla mutlu eden insanlar yokluğuyla hüzüne boğuyor şu sıralar. Aşka sevgiliye duyulan özlem olarak algılamayın özlemlerimi. Ama her insan bir gün gidicek. 
Üç insan gitti hayatımdan. 
Öğrendiğim tek birşey var.
Bu dünyaya tek geldik ve tek gideceğiz. Geride sadece hatıralarımız ve anılarımız kalıcak. Dilimin ucuna gelip acılarımın arkasına kaçan onca sözcük var ki.. Bomboş..


Selametle kalın diyeceğim, korkuyorum.. 

28 Şubat 2015 Cumartesi

Ağapo se

Sevgili Hüzün;


Hiç gitmez misin benden? Hiç ayrılmaz mısın yanımdan, yamacımdan. Şimdi birde kalbime uğrar oldun. Mutluluğu seninle taçlandırmak istemiyorum. Belki sana bencilce gelicek ama sen geldiğinde hayat duruyor, gözlerim doluyor ve ellerim kızarıyor. 
Sevmek meşakkatli iş evet. Bir anda çok mutluyken çok mutsuz edebilir sizi. 
Kalbime giden kapıları açtı Masiva Kralı.
 Ama çok gürültü yapıyor be hüzün. Üstüne bir de sen geliyorsun.
 Paylaşmak istemiyorum. Kıskanmak korumak ve sonsuza kadar benimle kalmasını sağlamak istiyorum. 
Çok sevmek her bir saniye hissetmek sevgiyi her bir saniye varlığına şahit olmak
bu benim diye bağırmak istiyorum. Bu mu? bu isteğim mi canımı bu kadar yakıyor?
Daha sana söyleyecek çok cümlem varken susuyorum. 
Çünkü kalbimde ki zihnime gönlüme kilit vuruyor hüzün.

 Gidiyorum.